Ali’ye Mektuplar

Bir yazarın romanında okuduğum ve beni etkileyen bir karakter : Ali.
Ali’nin yaşadıkları ve hikayeyi sonlandırması beni inanılmaz üzmüştü.
Sonrasında Ali ile konuştuğumu fark ettim. Ali’ye mektuplar yazmaya karar verdim.
Bir ara içsel bir karmaşaya sebep olduğunu anladığım için bu mektup ve konuşmaları sonlandırmıştım fakat bu karara rağmen yazmaya devam ettiğim için burada da paylaşmaya devam ediyorum…
Bana Özelden Ali’nin kim olduğuna dair, hangi kitap ve yazar olduğuna dair mail gönderenler ya da beni tanıyanlardan soranlar oluyor. Öncelikle teşekkür ediyorum fakat bu merakınızı gideremeyeceğim… Sevgiler…

Ara Ali!

Vay ki ne vay..
Ruh ve yüksekliğini duydunuz mu
Hiç oralara uğradınız oldu mu
Sen ki o yorgunluğa sebep
Sen ki ikilemde direnen
Sen ki iki kelam etmeyen
Sen ki saatleri geri alan
Sen ki mil ötesinde yaşayan
İnsan önce ne yaptığına bakmalı
Ne körsün kendine karşı!
Ara Ali Ara!
Ara ki bulursun..
Dönüp dolaşıp aynı nokta
Ey Ali! Ah Ali! Canım Ali!

Sana diyecek sözüm yok elbette. Yeteri kadar konuşuyorum. Zaman dediğimiz şey ne güzel cevaplıyor herşeyi. Bütün mesele onu duyamamak, duysak bile yorumlayamamak. Şimdi senin yüksek ruhunun erişebilir hâli ile seslenip en duyulmaz anda ben buradayım diyen en büyük titreşim olduğunu söylemek mümkün. Yolun uzunluğunu unutturacak bir titreşim. Delirmek değil bu; birgün elbet anlaşılacağını ümit etmek..

Sevgilerimle

© Nilgün YALÇIN

Reklamlar
Categories: Ali'ye Mektuplar | Etiketler: , , | Yorum bırakın

Yol Uzun Ali..

Önümde uzun bir yolculuk var Ali..

Bu uzunluk kilometreler değil

Ya da seneler hiç değil

Bu anlam yolculuğu Ali.

Uzun.. Çok uzun bir yol.

Sessizlik mümkün değil

Ama sesleri duymamak mümkün Ali.

Huzur nerede Ali?

Ben yürüyorum, sen çoktan uzaklaştın.

Sen ardına bakamazsın Ali.

Vicdanın rahat değil.

Hem de hiç rahat değil vicdanın.

Kendine bile itiraf edemedin Ali.

Ben yürüyorum.. Yol uzun Ali.

Bir deniz kenarında çığlığını duyurursun

Bir yağmur damlasında gözyaşlarını

Bir gece vakti o huzursuzluğunu

Gün ağarmadan uyanınca aynadaki halini..

Çok şeyler var Ali, yaşamadan anlaşılan.

Yaşamadan var sayılan..

Paylaşmadan hissedilen..

Hissedip içini kemiren..

Ve bu halde bir yolculuk Ali.

Hadi uzatmayalım.

Hikaye değil bu; efsane, yaşasaydın belki..

Bu uzun yolculukta kimseye yer yok Ali.

© Nilgün YALÇIN

Categories: Ali'ye Mektuplar | Etiketler: , , , , , , | Yorum bırakın

Ali…

 

Ali gözüm,

Ali nefesim,

Ali…

Ali elim,

Ali kulağım,

Ali yüreğim..

Ali benim gözüm;

Görüyorum onunla perde yok, net,

Görüyorum uçsuz bucaksız,

Yakınımda çoğu sadece bir et..

Ali benim nefesim;

Alıyorum ve veriyorum her an,

Derin derin.. Soluksuz kimi zaman,

Nice kalabalıkta o zannederim bazılarını arkadan..

Ali benim elim;

Dokununca bir yaprağa, tebessüm ediyorum,

Bir çocuğun saçlarını okşayınca daha çok seviyorum..

Ali benim kulağım;

Kuşların şarkılarını duyuyorum,

Ağlayan birinin hıçkırıklarını da..

Ali benim yüreğim;

Bir parça dersen ayıp olur bana,

Yürek dediğin sorgulatmalı insana..

Ali benim değil..

Ne de ben Ali’nin..!

Ne Ali kimsenin,

Ne de ben hiç kimsenin..

 

© Nilgün YALÇIN

 

Categories: Ali'ye Mektuplar | Etiketler: , | 4 Yorum

Sana 7 Dilde Elveda Ali !

 

Bence sakin ol…

Ya yeniyi yut ya da eskiyi unut diye dayatma.. Sakin ol..

Düşün…

Bu dünyanın geçici olduğuna dair birçok şey bunca zamana kadar paylaşılmış; gerek ayetlerle gerek hadis-i şeriflerle, gerek filozofların sözleri gerek atasözleri gerek de günümüz kişisel gelişim uzmanlarının uyarıları ki aile içi ebeveyn uyarılarını söylemiyorum bile..

Şimdi  bu kadar uyarı üstüne kendi doğruların var elbette..

Kendi doğruları üzerine kurulmuş bir dayatmadan, gerçek budur diyorsun.

Düşün…

Yol seni oraya götürüyor, buraya götürüyor vs vs.. Evet bir yol var; hayat.. Ve o yol yani hayat devam ediyor.

Ama öyle olacak böyle olacak diye devam ettirmek için kalıba sıkıştıramazsın.

Ben diye başlayan cümleler kurmak çok kolay, ki kurabilirim. Ama kurmayacağım.

Sen “doğru” budur dediğin şeylerle o yolda yani hayatında devam et..

 

Ben bugün burada  ALİ’ye MEKTUPLARI Sonlandırıyorum!

 

Anladım ki Ali’yle beraber ütopik bir içsel karmaşa içindeymişim.

 

Sana yazmayı, konuşmayı, benzetmeleri ve en önemlisi o hep verdiğin tanımları burada sonlandırıyorum…

Ali’ye yazmayı sonlandırdığımda Yazarını da açıklayacağımı yazmıştım bir yorumda; fakat açıklamayacağım.

Çünkü zaten yazarın kendisi bile kendi “KİMLİK”ini sosyal medyadan belki birçok yerden de silme eğiliminde bu ara.

 

Velhasılı kelam… Daha yazacak elbet çok şey var…

Kendi içimde var olan nice Nilgün’ün, daha kanatları henüz açılmış değil…

 

Ali…

7 adım geriden gelen Ali..

Sana 7 dilde Elveda!

Goodbye to you!

Auf Wiedersehen zu Ihnen!

Au revoir!

Adiós a usted!

Addio a voi!

Αντίο σε σας!

 

© Nilgün YALÇIN

 

Categories: Ali'ye Mektuplar, Genel | Etiketler: , , , | 2 Yorum

İyiyim diyemiyorum Ali !

 

-Merhaba Nilgün, Nasılsın?

-….(bir nefes alış)…… (boşluk)……İyiyim!

İyiyim diye hemen diyemiyorum Ali…

Çünkü değilim.

Ve nasıl olduğumu gerçekten anlatmak da istemiyorum.

Kime neyi anlatayım ki?

Neyi, nasıl anlayacaksın..

WP_20160115_003

İyiyim diyemiyorum Ali..

Ali..

İyi değilim..

Daha önce söylemiştim ya, boğazımda bir düğüm var hep..

Yutkunamıyorum..

Hüzünlü bulutlar misali..

Kabullenmek zaman alsa da, zaman işte..

Eninde sonunda geçiyor..

Fakat ruha işliyor Ali..

Anlamak lazım, halimizden anlayanı beklemek gerek mi?

Ali..

Duygularımın yoklamasını alsam,

Hangisinin varlığı hemen burdayım der..

Hangisi burdayım demek için sessizce en sonu bekler..

Ahh.. Ali..

İyiyim diye hemen diyemiyorum..

 

© Nilgün YALÇIN

 

Categories: Ali'ye Mektuplar | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Mavi ve Ali..

 

Üsküdar’dayım yine Ali.. 

Kış soğuğuna aldırmıyorum  

Yine sahildeyim Ali.. 

Ve tabi akşamın bir vakti.. 

Mavinin en sevdiğim tonu,

En can alıcı derinliğiyle gökyüzü..

Arada birkaç yıldız göz kırpıyor Ali. 

Derken bir iki uçak geçiyor.

Yapabilir miydim sence Ali?

Ve elbette kuşlar uçuşuyor. 

Bir kuşu takip etmek istedim 

Ama o kanatlarıyla öyle süzülüyordu ki

Öyle salına salına.. bembeyaz

Fonda en sevdiğim mavi..

Dedim ki; keşke bir kuş olsaydım.. 

Kuş olup, sınırlar olmadan uçsaydım. 

En sevdiğim maviyle  

İçime, ruhuma dolup taşan mavi ile 

Uçabilseydim.. 

Yapabilir miydim sence Ali? 

Uçar mıydım sence?

Şuramda bana ait olmayan  

Bunca zaman içimde hapsettiğim tüm renkleri

Gökyüzünde bırakır mıydım? 

Sadece maviyle doldurup göğsümü 

Nefes olur muydum? 

Nefes Ali.. 

Aldığım nefes.. 

Verdiğin nefes… 

Gözlerim doluyor Ali.. 

Ahh… Ali…

Ve sen sebebini biliyorsun.. 

Ne Üsküdar.. 

Ne İstanbul.. 

Ne o türküler.. 

Mavi kadar huzur vermiyor.. 

Mavi yol oldu Ali. 

Mavi bir yol.. 

Mavi bir kucak sanki.. 

Sarıp sarmalayacak.. 

Tümüyle bütünleşecek 

Bana nefes verecek… 

 

Mavi dolusu sevgiler Ali..

 

© Nilgün YALÇIN

Categories: Ali'ye Mektuplar | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Tepkilerimi Kaybediyorum Ali..

 

Yinelemenin hayatımda hep olumlu yönde olması için uğraşırdım..

Fakat son zamanlarda olumsuz yinelemeleri fark ettim Ali.

Fark etmemle birlikte yine düşüncelere daldım..

Soru’lar bitmeli mi sence Ali?

Bitmemeli diyorsun biliyorum..

night-wallpaper-10347180_jpg

Soru’ların ve sen Ali!

Ama senin beni anladığını düşünmüyorum artık!

Anlasaydın eminim beni bu kadar yormazdın!

İnanılmaz yoruyorsun!

Evet..evet ben müsaade ediyorum!

Soru’lara ben müsaade ettim evet..

Ah… Ali! Sen ve Soru’ların!

Uzun zamandır kendimde fark ettiğim bir şey var:

Tepkilerimi kaybediyorum!

Öylece seyrediyorum olanları..

Hiç yapmadığım bir şeydi bu..

Ama artık öylece seyrediyorum..

Şimdi;

Soru’ların ve sen..

Sana da tepkisiz kalacağım!

Konuş istediğin kadar!

Hayır Ali! Hayır! Kabul etmiyorum!

Soru’larını artık istemiyorum!

 

Hoşça kal Ali!

 

© Nilgün YALÇIN

Categories: Ali'ye Mektuplar | Etiketler: , , , , , , , , , , | 13 Yorum

Yinelenen Ali 

Ömrü boyunca emek vermiş olduğu nice duygularının arasında neyi kaybetmiş olabilir?

Nedir bu gizeme sebep?

Yazıyor.. Yazıyor.. Yazıyorsun..

Okuyor.. Okuyor… Okuyorum..

blue_nature-wallpaper-9649413_jpg

Ali !

Düşüncesiz bir hal içinde olmadın hiç.

Hep sakince , usulca kulağa fısıldar gibi cümlelerin.

Cümlelerin son olmamalı.

Sen yazmalısın.

Sen kelimeleri konuşturmalısın.

O kaybettiğin her ne ise ,

Acını kimseye fark ettirmeden cümlelerine akıtmaya devam etmelisin.

Hep yaz, demiştin.

Yazıyorum.

Ama acını merak ediyorum.

Sorular var Ali.

Çok soru var.

Cevaplanması gereken çok soru var.

Ben sormak istiyorum.

Cevap istiyorum.

Acını paylaşmalısın.

Ben nasıl ki o omuzda ağlayabildim

Sen de bunu paylaşmalısın.

Bu olmalı.

Geçiştirmeden paylaşmalısın.

Yoksa yine Ali.. Yine Ali.. Hep Ali…

 

Allah’a emanetsin Ali.

 

© Nilgün YALÇIN

Categories: Ali'ye Mektuplar | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Gözlerinde Dünya Gizli !

 

Kimi onu bilmiş, küstah ya da toplum dışı düşünceli biri olarak yargılıyordur.. Fakat bu yargılayanların aynaya bakıp bakmadıklarını sorgulamamız gerekir, soracak olsak acaba doğru cevabı da verirler mi?

Toplumumuzda kalıplara sıkıştırılmış, birçok düşünce ve kişilik bulunmaktadır. Bu kalıplar geçmişten süregelen, işine geldiğinde uygulanan ama işine gelmediğinde uygulamayıp, uygulayanları yargılayanlarla dolu..

İnsanımız önce aynaya bakmalı..

O adamın gözlerinde nelerin gizli olduğunu tahmin edemezsiniz çünkü doğru bakmasını da bilmiyorsunuz.

Kiminizin asla cesaret edip söyleyemeyeceği duyguları o çok doğal olarak söyler çünkü olması gereken bu. Bizlerin içinde ciddi sapıklar vardır. Bakın sadece sapık demiyorum, ciddi sapıklar diyorum.. Bu ciddi kelimesini soylememe sebep kesinlikle iyi maskelemiş olmamız. Yıllar boyu iç dünyalarında yaşattıkları ciddi sapıklar..

Her durum karşısında söyleyebileceği bir çok şey var çünkü hayatı hep ciddi imtihanlarla geçmiş. Şuan onun gözlerinde en çok da bu yorgunluğu görüyorum.

Yaşayamadıklarını görüyorum ama büyük hırslarla değil, gayet efendice kendini bilen bir duruş ile “Beeeen” diye başlar cümlesine.. Devamını dinleme nezaketinde bulunmalısınız çünkü onun söylediği her cümle önemli. 

lcm

Gözlerinde dünya gizli…

Hayatında her şey illa sıralı olarak devam etmek zorunda değil ki öyle olmasını da istemiyor. Sizin sorduğunuz bir soruya hiç alakasız (ki bize göre öyle, ona göre değil) bir konuyla ilgili düşüncesini söyleyebilir. Bu haliyle onu kabullenmek öncesinde normal biri değil demektir ama zamanla zaten normal olmadığını ve olmaması gerektiğini de anlayacaksınız. Yorumları bazen değil her zaman sizi düşündürecektir ki düşündürmeli de. Çünkü onun gibi düşünmek biraz farklı olmayı gerektirir. Bu da açıkçası hepimizde olmayan bir meziyettir.

Kendini beğenmiş biri asla değildir. Bildiklerini gerçek haliyle söylemesi, bize birbirimizi kandırmaya alışkın olduğumuz için aykırı gelir. Oysaki bu konuda çok samimi söylüyorum; onun söylediklerini yüzüne karşı kabullenmeseniz bile, sonrasında kendi kendinize düşünmezseniz işte o zaman akıl sağlığınızdan şüphe edin derim. Onun yorumları bize aykırı evet, aykırı kavramı yine bizlerin kalıplara sıkıştırdığı bir toplum gerçeği. Hanginiz olduğu gibi karşısındakine beslediği duyguları ifade edebiliyor.. Ben ediyorum demeyin.. Etmiyoruz.. He her konuda edilmez diyeceksiniz kesin, işte orada da aykırılık kavramını önümüze seriyoruz..

Onun gözlerine nasıl baktığınız önemli. Ona ön yargılı olmayın.

Gülüşünü anlatmadım değil mi.. Onun gülüşü yeniden doğuş sanırım.. Gözlerindeki ışık içindeki dünyayı yansıtıyor ve aklı olan o ışıktan nasiplensin.. Her şeye de gülmeyen biridir haliyle..

İstediği gibi yaşadığını ve kimseyi bekletmediğini ki beklemediğini de söyler.. Haklı tabi..

Türkçesi çoğunuzdan iyi ya da kötü.. Bu,önemli değil. Onun  seçtiği kelimeler ve yüzündeki o tebessüm… Herkes görmemeli..

Gözleri aklıma geldikçe tebessüm ediyorum..

 

Hanginizin gözlerinde dünya gizli? Bu konuda sorgulayın kendinizi.. !

© Nilgün YALÇIN

Categories: Ali'ye Mektuplar | Etiketler: , , , , , | Yorum bırakın

Yenemezsin Ali!

Yorumsuz bırakmak öyle kolay ki Ali..

“İstediğin kadar bağır, çağır; susan birini yenemezsin.” demişler..

Şimdi sen de Ali!

İstediğin kadar bağır..çağır.. İstediğin sözleri sarf et..

Beni yenemezsin!

Ben sana Saygı duyan biriyim Ali!

O kadar çok yorumluyorsun ki her şeyi.. Hep söyleyecek bir şeylerin var.

Amacını anlamak için hiç kendimi yormadım düşünce olarak.

Hep seni dinledim..dinledim..

Yine dinliyorum..

Bak yine seninle konuşuyorum.

Aklından geçenleri söylemek yerine hep sorular sorup duruyorsun. Ama hiçbir zaman benim sorularımı, bir dakika aslında ben sana soru sormadım doğru düzgün.. Şimdi fark ettim yazınca.. Ben sana soru sormadım Ali!

Belki de bu düşünce yoğunluğunu yaşamamın sebebi budur, bilmiyorum..

Kabullenmek benim için çok ağır oldu.. Sabrı öğrenmek.. Çok zamanımı aldı..

Ağır geçti zaman benim için..

Sana anlatmadığım düşüncelerimi ve duygularımı şimdi yoklayınca; seninle konuşurken gözlerini düşünmek benim için yeterliydi sanırım.

Gözlerine dünyaları sığdırdım Ali! Öyle de kalsın..

Şimdi Sen Ali!

İstediğin kadar bağır, çağır!

Beni yenemezsin!

 

Allah’a emanetsin Ali..

 

© Nilgün YALÇIN

Categories: Ali'ye Mektuplar | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.