Hayat, Arayış ve Vicdan

Vicdan..

 

Allah’ın Ol demesi ile öncesinde yazdığının harmanıdır hayat..

Tüm insanları aynı seviyede hem seviyorum hem de kendimden yeteri kadar uzak tutuyorum.

Kimsenin bana bağlanmasını ve bana bağlı bir düşüncede olmasını istemiyorum. Bunu anlatmak için kendimi yormayacağım çünkü öyle hemen anlaşılır bir şey değil..

Kısacası bir nefes kadarız. Aldım.. Fakat verir miyim Amenna…

İnsanların maddi manevi her şeye karşı şaşkın hâl içindeki davranışı biraz tahammül gerektiriyor. Nasıl bir beklenti içindesiniz ki nelere şaşırıp kalıyorsunuz.. Burası dünya değil mi!

Dünyaya çivi çakmak gibi bir derdim yok, olmadı asla. Biraz insan olalım, durup düşünelim yeter..

Haddini bilmenin anlamını gerçekten düşünelim.. Buna bu toplumda çok ihtiyacımız var. Hem de çok..

Çocuk doğur, okut, evlendir, işe girsin, ev araba al, o da doğursun aynı döngü devam… Hayat denilen şey; işe gitmekten, ilişkilerden ya da aile-akrabadan mı ibaret..!

Aramak, arayış  içinde olmak.. Mevlana hazretleri: “Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir.”der. Zaman kadar değerli ve tek eşitliğin olduğu başka ne var.. Bu arayış serüveninde kime, neye, nerede zaman harcadığımıza dikkat edelim.

Hep söylerim ‘Arayan Mevlâ’yı da bulur, belayı da!’… Ne aradığını bilmek gerek. 

Hayatı kandırmaca üzerine kurmaya gerek var mı?! Bu denli gözümüz kapalı mı.. Ya da gözümüzü kapatmaya çalışanlara ne yapmalı, ne demeli, nasıl bir tepki vermeli.. 

Mahatma Gandi güzel ifade etmiş: “Kanunlara dayanan adli muhakemelerden daha büyük bir muhakeme vardır ki, bu da her kişinin kendi vicdanıdır.”

Vicdan çok güzel şey. . Hem de çok.. Bana göre Huzur denilen şey, vicdanının rahatlığı yönünde insan olmaktır.

Ve vicdanın rahat olduğu müddetçe bir Hiç olduğunu idrak edip, tüm insanları hoş görüyorsun..

 

Sevgilerimle…

© Nilgün YALÇIN

Reklamlar

Kaç binde biri…

 

İSTANBUL

“Söyle,

hangi ilim, hangi şiir,

hangi aşk, hangi devlet

bu manzaradan daha güzel,

daha muhteşemdir?

Buna rağmen burnumuzu kaldırmadan

bozuk kaldırımlarda yürüyüp gitmekte devam ediyoruz.

Dünyadaki insanların acaba kaç binde biri

şu anda başını aya çevirmiştir? “

SABAHATTİN ALİ

‘İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN’

Safa Tepesi’nden Spider-Man :)

spiderman

Spider-Man ile Hatıra Fotoğrafımız 🙂

 

Sınıfa girdiğinde “ooo” diyenlere aldırmadan “Merhaba hocam”dedi.

Ben : Sen kimsin 🙂 ? 

Spider-Man : Benim hocam tanımadınız mı 🙂 ?

Ben : Hangi plazanın tepesinden geliyorsun böyle ? 🙂

Spider-Man : Hocam ben Safa Tepesi’nden geliyorum 😀

 

Bayağı güldük Spider-Man  –  Furkan Çiftçi sayesinde, sağ olsun..

 

Bu vesile ile hem Safa Tepesi hem de Spider-Man hakkında birkaç bilgi aktaralım:

Safa Tepesi ; İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2015 yılında Sancaktepe’de , 100 dönümlük mesire alanı içerisinde Safa Tepesi Sosyal Tesisi ismi ile hizmete sunulmuştur. Tesis hakkında daha fazla bilgi için lütfen tıklayın.

Spider-Man ; Marvel Comics tarafından yaratılmış bir çizgi karakterdir. Orijinal ismi Spider-Man, Türkçeye Örümcek Adam olarak çevrilmiştir.

İlk kez Marvel Comics’in “Amazing Fantasy” isimli çizgi romanının 15. sayısında 1962 yazında ortaya çıkmıştır. O günden bu yana, dünyanın en popüler süper kahramanları arasındadır.

Örümcek Adam, kendi duygusal ve kişisel problemlerini süper güçleriyle çözemeyen, süper güçlerinin çoğu zaman ilişkilerini olumsuz yönde etkilediği bir kahramandır.

Örümcek Adam’ın amcası Ben Parker’dan aldığı ilkesi “Büyük güç büyük sorumluluk getirir”dir. Bu ilke, tüm çizgi romanın temel konusunu özetler. …Spider-Man hakkında daha fazla bilgi için lütfen tıklayın.

 

Spider-Man bir Kahraman olduğu için hayatımızda bir yerlerde biz fark etmesek de muhakkak karşımıza çıkıyor 🙂

 

Sevgiler…

© Nilgün YALÇIN

Çırpınan kalabalık..

“İnsanların en zayıf tarafları,

sormadan, araştırmadan, düşünmeden,

kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki

hayret verici temayülleridir.

Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek

ve beslemek için en iyi gübre,

işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.”

sabahattinaliicimizdekiseytan

Çırpınan kalabalık için birebir…

Bu kadar işte..

 

Bu kadar doğru,  

Bu kadar yanlış. 

Bu kadar anlamlı, 

Bu kadar anlamsız.

Bu kadar tepkili, 

Bu kadar tepkisiz. 

Hepsi bu kadar..

Bu kadar yüzüme bakıyor, 

Bu kadar asla bakmıyor. 

Bu kadar konuşkan, 

Bu kadar konuşmayan. 

Bu kadar yakın, 

Bu kadar uzak. 

Bu kadar ilk, 

Bu kadar son. 

Bu kadar az, 

Bu kadar çok. 

Bu kadar deli, 

Bu kadar akıllı. 

Bu kadar akşam, 

Bu kadar sabah. 

Bu kadar var, 

Bu kadar yok. 

Bu kadar kolay, 

Bu kadar zor. 

Bu kadar önce,  

Bu kadar sonra. 

Bu kadar acemi,  

Bu kadar usta. 

Bu kadar geç, 

Bu kadar erken. 

Bu kadar hayır, 

Bu kadar evet. 

Bu kadar korkak,  

Bu kadar cesur.

Bu kadar kahkaha atıyor,

Bu kadar ağlıyor. 

Bu kadar duyarlı, 

Bu kadar umursamaz.  

Bu kadar seviyor, 

Bu kadar sevmiyor. 

Bu kadar uyuyor, 

Bu kadar uyumuyor, 

Bu kadar uyuyamıyor.  

Bu kadar işte.. 

Hepsi bu kadar..

 

 

© Nilgün YALÇIN

Kor Ərəbin Mahnısı

 

Sözlerini şair Hüseyn Cavid’in yazdığı, bestesini Fikrət Əmirov’un gerçekleştirdiği ve ilk olarak da Məmmədəli Əliyev’in seslendirdiği; bir dönem yasaklanmış olan, sonrasında dünyanın birçok ülkesinde de Azerbaycan sanatçılarının, o sözlerin anlamını sesleriyle yansıttığı Kor Ərəbin Mahnısı’nı bilmenizi, dinlemenizi, okumanızı ve anlamanızı isterim.

Yaklaşık 2 yıldır dinlediğim bir parçaydı ve Aşık Sazında icra etmek de nasip oldu.

Sizlerle paylaştığım klip; Kör Arap rolünde Məmmədəli Əliyev’in yer aldığı, 1961 yılında, Bakü – İçərişəhər’de çekilmiş ve Korun Mahnısı ismiyle yapılmıştır.

 

Kor Ərəbin Mahnısı

 

Nə eşq olaydı, nə aşıq,
nə nazlı afət olaydı!
Nə xəalq olaydı, nə xaliq,
nə eşqi-həsrət olaydı!
Nə dərd olaydı, nə dərman,
nə sur olaydı, nə matəm!
Nə aşinayi-vüslət,
nə bari-firqət olaydı!

Könüldə nuri-məhəbbət,
gözümdə pərdeyi-zülmət!
Nə nur olaydı, nə zülmət,
nə böylə xilqət olaydı!
Tükəndi taqəti-səbrim,
ədalət et, ədalət!
Nə öncə öylə səadət,
nə böylə zillət olaydı!

 

Söz: Hüseyn Cavid

Beste: Məmmədəli Əliyev

 

 

© Nilgün YALÇIN