Yağmur yağıyor mevsim kış..

Ve yine…

Yağmur yağıyor Ocak ayındayız,

İki gün öncesine kadar 

Metreye ulaşmıştı kar..

Yağmur yağıyor doğru olan nedir? 

Yağmur yağıyor duymuyorum ki..

Yağmur yağıyor anlamıyorum ki.. 

Yağmur yağıyor görmüyorum ki..

Yağmur yağıyor işime gelmiyor bunlar. 

Yağmur yağıyor pencereye tıklıyor biri sanki..

Yağmur yağıyor bir araç geçiyor..

Yağmur yağıyor saat gecenin biri,

Yağmur yağıyor saat biri bir geçiyor.. 

Yağmur yağıyor sessizlik hakim.. 

Yağmur yağıyor herkes uyuyor, 

Yağmur yağıyor uyuyamıyorum.. 

Yağmur yağıyor bir siren sesi.. 

Yağmur yağıyor pencereyi açtım,

Bu hava ferahlattı içimi,

Yağmur yağıyor pencereyi kapattım.. 

Balkona çıktım, 

Yağmur tanelerine doğru, 

Yüzümü uzattım.. 

Yağmura karıştı gözyaşlarım..

Yağmur yağıyor.. 

İstanbul ağlıyor derdi Gülay..

Şimdi ağlayan kim..

Yağmur yağıyor gülüyorum.. 

Buna da şükrediyorum.. 

Yağmur yağıyor gök gürlemiyor.. 

Sakin sakin çiseliyor.. 

Yağmur yağıyor mevsim kış..

Yağıyor yağmur.. 

Ve yine yağmur yağıyor..

 
© Nilgün YALÇIN


Reklamlar

Bir Ayrılış Hikayesi

Yüzde hudutsuz kere yüz….

Erkek kadına dedi ki:
– Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya…
Erkek kadına dedi ki:
– Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz…
Kadın erkeğe dedi ki:
– Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana…
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini…

Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak…

Sen
yürümelisin,
beni bırakarak…

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere…
Kapandı bir pencere…

AYRILDILAR…

 

NAZIM HİKMET RAN

 

 

Safa Tepesi’nden Spider-Man :)

spiderman

Spider-Man ile Hatıra Fotoğrafımız 🙂

 

Sınıfa girdiğinde “ooo” diyenlere aldırmadan “Merhaba hocam”dedi.

Ben : Sen kimsin 🙂 ? 

Spider-Man : Benim hocam tanımadınız mı 🙂 ?

Ben : Hangi plazanın tepesinden geliyorsun böyle ? 🙂

Spider-Man : Hocam ben Safa Tepesi’nden geliyorum 😀

 

Bayağı güldük Spider-Man  –  Furkan Çiftçi sayesinde, sağ olsun..

 

Bu vesile ile hem Safa Tepesi hem de Spider-Man hakkında birkaç bilgi aktaralım:

Safa Tepesi ; İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2015 yılında Sancaktepe’de , 100 dönümlük mesire alanı içerisinde Safa Tepesi Sosyal Tesisi ismi ile hizmete sunulmuştur. Tesis hakkında daha fazla bilgi için lütfen tıklayın.

Spider-Man ; Marvel Comics tarafından yaratılmış bir çizgi karakterdir. Orijinal ismi Spider-Man, Türkçeye Örümcek Adam olarak çevrilmiştir.

İlk kez Marvel Comics’in “Amazing Fantasy” isimli çizgi romanının 15. sayısında 1962 yazında ortaya çıkmıştır. O günden bu yana, dünyanın en popüler süper kahramanları arasındadır.

Örümcek Adam, kendi duygusal ve kişisel problemlerini süper güçleriyle çözemeyen, süper güçlerinin çoğu zaman ilişkilerini olumsuz yönde etkilediği bir kahramandır.

Örümcek Adam’ın amcası Ben Parker’dan aldığı ilkesi “Büyük güç büyük sorumluluk getirir”dir. Bu ilke, tüm çizgi romanın temel konusunu özetler. …Spider-Man hakkında daha fazla bilgi için lütfen tıklayın.

 

Spider-Man bir Kahraman olduğu için hayatımızda bir yerlerde biz fark etmesek de muhakkak karşımıza çıkıyor 🙂

 

Sevgiler…

© Nilgün YALÇIN

Çırpınan kalabalık..

“İnsanların en zayıf tarafları,

sormadan, araştırmadan, düşünmeden,

kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki

hayret verici temayülleridir.

Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek

ve beslemek için en iyi gübre,

işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.”

sabahattinaliicimizdekiseytan

Çırpınan kalabalık için birebir…

Bu kadar işte..

 

Bu kadar doğru,  

Bu kadar yanlış. 

Bu kadar anlamlı, 

Bu kadar anlamsız.

Bu kadar tepkili, 

Bu kadar tepkisiz. 

Hepsi bu kadar..

Bu kadar yüzüme bakıyor, 

Bu kadar asla bakmıyor. 

Bu kadar konuşkan, 

Bu kadar konuşmayan. 

Bu kadar yakın, 

Bu kadar uzak. 

Bu kadar ilk, 

Bu kadar son. 

Bu kadar az, 

Bu kadar çok. 

Bu kadar deli, 

Bu kadar akıllı. 

Bu kadar akşam, 

Bu kadar sabah. 

Bu kadar var, 

Bu kadar yok. 

Bu kadar kolay, 

Bu kadar zor. 

Bu kadar önce,  

Bu kadar sonra. 

Bu kadar acemi,  

Bu kadar usta. 

Bu kadar geç, 

Bu kadar erken. 

Bu kadar hayır, 

Bu kadar evet. 

Bu kadar korkak,  

Bu kadar cesur.

Bu kadar kahkaha atıyor,

Bu kadar ağlıyor. 

Bu kadar duyarlı, 

Bu kadar umursamaz.  

Bu kadar seviyor, 

Bu kadar sevmiyor. 

Bu kadar uyuyor, 

Bu kadar uyumuyor, 

Bu kadar uyuyamıyor.  

Bu kadar işte.. 

Hepsi bu kadar..

 

 

© Nilgün YALÇIN

Kor Ərəbin Mahnısı

 

Sözlerini şair Hüseyn Cavid’in yazdığı, bestesini Fikrət Əmirov’un gerçekleştirdiği ve ilk olarak da Məmmədəli Əliyev’in seslendirdiği; bir dönem yasaklanmış olan, sonrasında dünyanın birçok ülkesinde de Azerbaycan sanatçılarının, o sözlerin anlamını sesleriyle yansıttığı Kor Ərəbin Mahnısı’nı bilmenizi, dinlemenizi, okumanızı ve anlamanızı isterim.

Yaklaşık 2 yıldır dinlediğim bir parçaydı ve Aşık Sazında icra etmek de nasip oldu.

Sizlerle paylaştığım klip; Kör Arap rolünde Məmmədəli Əliyev’in yer aldığı, 1961 yılında, Bakü – İçərişəhər’de çekilmiş ve Korun Mahnısı ismiyle yapılmıştır.

 

Kor Ərəbin Mahnısı

 

Nə eşq olaydı, nə aşıq,
nə nazlı afət olaydı!
Nə xəalq olaydı, nə xaliq,
nə eşqi-həsrət olaydı!
Nə dərd olaydı, nə dərman,
nə sur olaydı, nə matəm!
Nə aşinayi-vüslət,
nə bari-firqət olaydı!

Könüldə nuri-məhəbbət,
gözümdə pərdeyi-zülmət!
Nə nur olaydı, nə zülmət,
nə böylə xilqət olaydı!
Tükəndi taqəti-səbrim,
ədalət et, ədalət!
Nə öncə öylə səadət,
nə böylə zillət olaydı!

 

Söz: Hüseyn Cavid

Beste: Məmmədəli Əliyev

 

 

© Nilgün YALÇIN