Posts Tagged With: Şiir

Ara Ali!

Vay ki ne vay..
Ruh ve yüksekliğini duydunuz mu
Hiç oralara uğradınız oldu mu
Sen ki o yorgunluğa sebep
Sen ki ikilemde direnen
Sen ki iki kelam etmeyen
Sen ki saatleri geri alan
Sen ki mil ötesinde yaşayan
İnsan önce ne yaptığına bakmalı
Ne körsün kendine karşı!
Ara Ali Ara!
Ara ki bulursun..
Dönüp dolaşıp aynı nokta
Ey Ali! Ah Ali! Canım Ali!

Sana diyecek sözüm yok elbette. Yeteri kadar konuşuyorum. Zaman dediğimiz şey ne güzel cevaplıyor herşeyi. Bütün mesele onu duyamamak, duysak bile yorumlayamamak. Şimdi senin yüksek ruhunun erişebilir hâli ile seslenip en duyulmaz anda ben buradayım diyen en büyük titreşim olduğunu söylemek mümkün. Yolun uzunluğunu unutturacak bir titreşim. Delirmek değil bu; birgün elbet anlaşılacağını ümit etmek..

Sevgilerimle

© Nilgün YALÇIN

Reklamlar
Categories: Ali'ye Mektuplar | Etiketler: , , | Yorum bırakın

Kaktüs

“KAKTÜS”

Sonunu istemiyorum sessizliğin
Yokluğu istemiyorum bu akşamüstü çınlamasında
Yüzümü dizlerime dayıyorum, bitiştiriyorum
Kollarımı da
Bir kaktüs olmalıyım ben, dışıma yağan bir sağnak
Olmalıyım
Uçsuz bucaksız dünyada
Güneşin doğuşunu bekleyen.

Ufukta ansızın bir ışık çizgisi
Avuçlarımdayım belki.

Edip CANSEVER

 

Categories: Şiir | Etiketler: , , , | Yorum bırakın

Bir Ayrılış Hikayesi

Yüzde hudutsuz kere yüz….

Erkek kadına dedi ki:
– Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya…
Erkek kadına dedi ki:
– Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz…
Kadın erkeğe dedi ki:
– Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana…
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini…

Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak…

Sen
yürümelisin,
beni bırakarak…

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere…
Kapandı bir pencere…

AYRILDILAR…

 

NAZIM HİKMET RAN

 

 

Categories: Şiir | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Özleyeceksin !

ÖZLEYECEKSİN !

KIZIYORDU,

KISKANIYORDU,

KÜSÜYORDU, 

ÇOK SORU SORUYORDU; 

AMA BENİ SEVİYORDU 

DİYECEKSİN…

 

NAZIM HİKMET RAN

 

 

 

Categories: Şiir | Etiketler: , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Duymasını isteyen

 

Senin gülün nedir ki

Bir gül olacaksın

Kaç birinci

Soralım bakalım

faded

!

Nefesinin titreşimini bilir mi

Gözlerindeki dünyadan haberi var mı

Bakar mı usulca

Bakma öyle dediğinde ne yapar

Git dediğinde gider mi

Susar mı istemediğinde

Emin olur mu senden

Gül olmak nedir

Kopar at gitsin

Koklama

Sakın koklama

Ya da kokla gitsin

Ne değişir ki

Ne değişebilir

Korkmuyorum

Anlık bir tepki belki

Gül olmak kolay mı

Hem de bir gül

O gülün yapraklarını kopar at

Derme sakın devamını

Koklama!

Sakın koklama!

 

© Nilgün YALÇIN

Categories: Genel | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Eylül’dü

Eylül’dü..

Dalından kopan yaprakların
Sararan yanlarına yazdım adını
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.
Eylül’dü.
Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız
Adımlarımızın kısalığı bundandı
Bundandı gözlerimin durgunluğu.
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,
Ellerin kadar ıssız,
Sen kadar zamansız molalar veriyordum
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.
Eylül’dü.
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
En çok sesini aradım.
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.
Gözlerini sildi zaman..
Dedim ya… Eylül’dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin..

 

CEMAL SÜREYA

Categories: Şiir | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.